Adını Feriha Koydum Dizisi
Al Yazmalım Dizisi
Alemin Kıralı Dizisi
Çocuklar Duymasın Dizisi
Gönülçelen Dizisi
Hayat Devam Ediyor Dizisi
Son Dizisi
Suskunlar Dizisi
Tövbeler Tövbesi Dizisi
Yahşi Cazibe Dizisi
  ATVDizileri Sitesi    Gönülçelen Dizisi (2.Sezon)    Gönülçelen Dizisi     Gönülçelen Dizisi (Moderatör: filozof  Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen


Sayfa: [1] 2 3 ... 7
Cevap Yaz
  Konu: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen  (Okunma sayısı 9154 defa)  
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mesaj Tarihi: 04 Mayıs 2011, 22:43:21
Forum Yöneticisi
******
Üye Grubu:V.İ.P Üye
Konum:
Kayit Tarihi: 08 Aralık 2009, 13:23:35
Mesaj Sayisi:4031
Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Dizimize bu sezon veda ediyoruz..

Bununla birlikte, geçirdiğimiz iki sezon bizler için çok kıymetli, çok değerli..

Gönülçelen  Dizimiz için gerçekleştirmek istediğimiz bir başka düşüncemizde Gönülçelinen Mektupları Projesi..

Bu proje Gönülçelen kahramanlarına ve değerli emektarlarına yönelik,sizlerin mektuplarından oluşacaktır.

İki sezon boyunca büyük bir hayranlıkla izlediğimiz oyuncularımız,yönetmenimiz,set ekibimiz ve değerli yapımcılarımıza
 
hitaben,içinizden geldiği gibi duygu ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz.Yazılarınızda her zaman olduğu gibi etik kurallar

çerçevesinde,saygılı ve özenli bir üslup kullanılmasını rica ediyoruz.

Bu bölümünde,diğer Gönülçelen Bölümlerimiz gibi ilginizi çekeceğinden ve sizlerin duygularına tercüman olacağından

eminiz.Selamlarımızla..

Sizler mektuplarınızı yazınız bizlerde sahiplerine ulaştıralım.Mektuplarınız klasik mektup zarfı içinde teslim edilecektir.


At the end of this season we are bidding farewell to our serial....

Along with this, the past two seasons have been very valuable and important to us

To bid Gonulcelen a fond farewell, we have decided to start a new page dedicated to your fond farewell letters.

Your farewell letters will be made available to everyone involved in the production of this beloved serial.

To include everyone cast and crew from the first season as well.  In order for us to accomplish this we ask that you uninhibitedly write your thoughts, wishes, desires as you see fit to the cast and crew.

Of course we do ask that these letters are written in a respectful manner, following the guidelines set forth on this webpage.

We hope that you will find this page enjoyable as you have found the pages on this serial.

With our regards;

These letters will be submitted to the cast/crew in a classic envelope for all of them to be able to read and enjoy.







« Son Düzenleme: 16 Temmuz 2011, 11:43:50 Gönderen: Sweetish » Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 05 Mayıs 2011, 10:46:09
Forum Yöneticisi
******
Üye Grubu:V.İ.P Üye
Konum:
Kayit Tarihi: 08 Aralık 2009, 13:23:35
Mesaj Sayisi:4031
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Kısa kısa da olsa, yorum yapmaya başlamak istiyorum..

Bir projeyi ilk gördüğünüzde sizi etkileyen birşeyler olur.. Mesela; ekranınızda ilk fragman dönmeye başladığında sizi meraklandıran birşeyler vardır.. Sizi o projede bulunan bir oyuncu ya da oyuncular etkiler, yapımcısı, yönetmeni etkiler, fragmanı dizisinin görselliği etkiler ve siz o diziyi izlemek için yayın saatini beklersiniz..

Gönülçelen serüvenim Tuba Büyüküstün'ün dizide yer alması ile başladı.. Daha sonra diğer oyuncularımızın varlığıyla, yapım ekibi ve konusu ile merak uyandırdı.. Zaten, sabırsızlıkla beklediğimiz bir diziydi ve başlamadan fragmanları ile ses bulmuştu..

Bu yazıları yazarken, ilk bölümü hatırlıyorum.. Yani nasıl heyecanla ekran karşısına geçmiştim-k.. (: Bölümden sonra düşüncelerimizi yine forumda, radyoda paylaşmıştık.. Çok çok güzel sahneler, eğlenceli, komedi tarzı bölümlerle dizimiz başlamıştı..

Sonra aşk üçgeni çıktı dizimizde.. Beğendiğimiz sahneler oldu, beğenmediklerimiz de oldu.. Eleştirdik.. Sonra nasıl olsa güzel olur diye, tahminlerde bulunduk..

Hepimizin bir yorumu vardı.. Herkesten farklı bir düşünce çıktı.. Belkide kafamızda sabitleşen düşünceleri, ortak yorumlarla çürüttük.. "Aslında, senin söylediğinde doğru olabilir" şeklinde yorumlarla geniş çaplı düşünmeye başladık ve beyin fırtınası oluşturduk..

Bu sayede, yeni yeni insanlarda tanıdık.. Hiç internet ile ilgilimiz olmayan arkadaşlarımız bile dizi ile ilgili yorum yapmak için, zaman ayırdı..

Bende çok sevdiğim Asi dizisi için bölüm yorumu, tahin yapmazken birşeyler oldu ve ayışığı sayensinde diyeyim yorum yapmaya başladım.. Sırf ona laf yetiştirmek için, böyle bir işe kalkıştım ama, çok da harika olmuş.. Böylece, yeni yeni karakterlerde hayatıma girmiş oldu.. Onlarla fikir alışverisinde bulunma şansım oldu.. Halimden çok memnunum.. Gecenin bir yarısı, hiç nete gelmeyi düşünmezken "acaba yorumlarda ne yazılmış" merakı ile bölümlerle, tahminlerle ilgili yazılanları okumak icin foruma girdiğimi biliyorum ben..

Çok abartılı bir davranış gibi görünüyor, çevremizdekiler, ailemiz bu yaptıklarımızı duyduklarında zaten deliymişiz gibi bakıyorlar ama, biz çok mutluyuz aslında.. Çok keyifli bir iş yapıyoruz, onlar ne yaptığımızı tam olarak anlamadığı için dışardan bu hallerde gözüküyoruz.. Varsın olsun herkes istediğini düşünsün, biz zevk alıyoruz.. (:

Dizimiz sadece sıradanlaşmış bir dizi kategorisine girmiyor.. Mesela bir çok sosyal paylaşım içerikli mesajlarda veriyor. Bir çoğumuzun monotonlaşmış hayatında, bizi dürten "aslında böyle olaylar oluyor" ya da " bizimde birşeyler yapmamız gerek" mesajları kafamızda bir ampül gibi yanmaya başlıyor.. Yani burada birşeylerin farkına varıyoruz.. Mesela "Otizm" ile ilgili yapılan çalışmalardan çok etkilenmiştim. Daha önce bu konuları bilmemize rağmen, etrafımızda böyle sorunlarla karşılaşan insanlar yoksa, farkında olmadan kendi hayatımıza devam ediyoruz.. Dizimizdeki bu mesajla, şimdi bu konularda daha duyarlı olduğumu söyleyebilirim. Öğrendiğimiz çok şey var dizimizden..

İyi ki, böyle bir diziyi izliyorum ve ilerde de izlemişim diyeceğim.. Hayatımda çok şeyler kazandırdı bana.. Çok güzel dostluklar kurdum, arkadaşlarım oldu.. Set ekibimizle tanıştım, oyuncularımızda tanışma fırsatım oldu mesela.. Çok çok güzel anılarım var.. (: İlerde belki böyle görüşemeyiz ama, iyi ki yaşamışım diyebileceğim iki sezonum olacak.. Bu konuda şanşlıyım ben.

(illa sete gitmek gerekmiyor. Şimdi sete gidemeyenler kızmasın ama, burada ne var ne yok herseyden haberleri oluyor.. Yani forumu biz götürüyoruz oraya ve sizlerin düsüncelerinide onlarla paylasıyoruz.. Sevildiklerinide biliyorlar.. Nedense radyodaki sohbetler aklıma gelince böyle bir acıklama yapma gereği duyuyorum :P)

Şimdilik aklıma gelenler bunlar..  Zaman buldukça paylaşırım.. (:


« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2011, 11:40:23 Gönderen: Sweetish » Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 05 Mayıs 2011, 11:26:43
*****
Üye Grubu:Aktif Üye
Konum:
Kayit Tarihi: 10 Mart 2011, 08:04:12
Mesaj Sayisi:1276
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Sevgili Sweetish,

Bu başlığı göünce,gözlerim doldu.İçim Buruldu .Nasıl veda edebilirim ki...

Bende İ  GÇ le (yorum demeyeyimde) düşüncelerimi burada sizlerle paylaştım.Sizlerden ayrı kalmak,burada keyifli paylaşımlarda bulunamamak üzücü olan.

Bana hertürlü duyguyu yaşatan GÖNÜLÇELEN benim için özel dizilerden biri...Tüm  Oyuncularımıza Burdan Teşekkür ederim.Mutlu Sonlar Yeni Başlangıçlar Olsun...

Şimdilik bu kadar...

« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2011, 11:29:07 Gönderen: Canan A. » Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 07 Mayıs 2011, 22:11:19
Forum Temsilcisi
******
Üye Grubu:V.İ.P Üye
Cinsiyet: Bayan
Konum: İstanbul
Kayit Tarihi: 06 Haziran 2010, 18:35:40
Mesaj Sayisi:5338
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Sevgili Cansel Elçin,
Sizinle bu dizi sayesinde tanıştım. Biraz geç oldu farkındayım. Ama arayı çok hızlı bir şekilde kapattığıma inanıyorum.
Söyleşilerinizde hep "Hatırla Sevgili"ye gönderme yapıp o projeden aldığınız zevki ve tatmini anlatıyorsunuz ama kişisel olarak sizi tüm Türkiye'nin ve hatta dünyanın Gönülçelen ve Murat Hoca rolü sayesinde tanıdığını düşünüyorum.
En azından benim açımdan böyle oldu.
Bu karaktere can verdiniz ve My Fair Lady'deki sevimsiz, somurtkan, aşırı otoriter ve bence hiç de yakışıklı olmayan Higgins karakterini de gözümüzde yücelttiniz.
Murat Turalı rolüne sizden başkasının yakışamayacağını daha ilk bölümde anlamıştım sizi daha önce izlememiş olmama rağmen.
İlerleyen bölümlerde karakterinize öylesine uyum sağladınız ki sanki sabah sete geldiğinizde Murat giysilerini giyip o oluyordunuz.
Çekimler bitince tabii yine Cansel Elçin olarak kendinize dönüyordunuz.
Sizinle tanışma fırsatı bulduğum için kolayca söyleyebilirim. Murat Turalı ile Cansel Elçin aslında birbirine oldukça zıt karakterler.
Ama siz o role öylesine can vermişsiniz ki sanki ikinci kişiliğiniz gibi üzerinize oturmuş.
Aynen bir bedene dikilmiş iki farklı giysi gibi.
Murat Turalı; koyu renk ve klasik giyim tarzı ile bir sanatçı, eğitmen ve kuralcı bir adam..
Ve Cansel Elçin, daha çok spor giyinen, neşeli, kendisine son derece güvenen ve rahat bir insan.
Bölümler ilerledikçe oyunculuk yeteneğiniz beni büyüledi.
Unutamadığım bir sahne var. 9.Bölüm...Hasret'i balkon kenarında yakaladığınız ve Selin'in intiharının şokunu flashback ile yaşadığınız o sahne...
Şu anda bile bu satırları yazarken yüzünüzde beliren ifade gözlerimin önüne kolayca geliveriyor.
Bir anda allak bullak olan bir ifade ve yüze yansıyan o korku, çaresizlik, ölümden sevdiğini kurtaramama korkusu..
Nasıl bir oyunculuk bu demiştim kendi kendime..
O zamanlar ben dizi hakkında yorum yazmıyordum.
Acaba sadece ben mi bu hissi aldım diye de düşünmüştüm.
Çünkü o an sanki gerçekten siz Murat olmuştunuz ve o sahne gerçekti. Hasret'in balkondan atlayacağına inanmıştınız..
Daha sonra oyunculuğunuzu daha büyük bir dikkatle izlemeye başladığımı hatırlıyorum.
İkinci sezon ile birlikte dizide büyük bir değişim başladı.
Olaylar drama kaydı ve sizin oyunculuk yeteneğiniz de belirgin bir şekilde vurgulanmaya başladı.
Murat Turalı'nın kızgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, sevinçlerini, hüzünlerini ve aşkını o kadar güzel yansıttınız ki..
Hasret'in gerçeği öğrendiği sahnedeki çaresizliğiniz ve şaşkınlığınız,
Levent'in evlenme teklifini duyduğunuz sahnedeki deprem olmuş, herşey ayaklarınızın altından kayıyormuş hissini veren oyunculuğunuz..
Bahar'ın Selin'in kızkardeşi olduğunu itiraf ettiği sahnedeki sarsılışınız ve ardından kapısına gelip yaşadığnızı tereddütler o kadar gerçekçi yansıtıldı ki..
Dizide Murat ağlamalı diye bir kampanya yaptığımızı hatırlıyorum.
Sizi de ağlattılar. Hem de kaç kez. Her defasında biz de ağladık sizinle..O kadar gerçekti o gözyaşları..
Bir sahnenin defalarca tekrar edildiğini bilerek acaba o sahnelerde zorlandınız mı diye aklımdan geçirmedim değil..
Bu dizinin gelişimine yaptığınız büyük katkıları da röportajımızdan biliyorum.
Fransızca şarkı seçimleriniz, o şarkıların sözlerinin bölüm ile uyumu...
Murat Turalı'nın Paris'e gitmesi, Paris çekimleri, hatta Begüm Hanımın dizimize katılması..
Hepsinin ve belki de daha bilmediğimiz birçok ayrıntının sizin fikriniz olduğunu biliyorum.
Tuba Hanım ile olan büyük uyumunuzdan bahsetmeme sanırım gerek bile yok.
Bu güzel aşk dizisi ile kalplerimize taht kurdunuz.
Umarım gelecek projelerinizde de sizi izleme şansını buluruz.
Herzaman sizin arkanızda olacağız.
Türkiye'de çok sevildiğinizi bilin ve sakın bizleri bırakıp Fransa'ya dönmeyi düşünmeyin...
Sevgilerimle...

« Son Düzenleme: 07 Mayıs 2011, 22:24:17 Gönderen: ayışığı » Kayıtlı


“Gül kokuyorsun, Bir de amansız, acımasız kokuyorsun, Gittikçe daha keskin kokuyorsun Daha yoğun,
Dayanılmaz bir şey oluyorsun, Biliyorsun, Hırçın hırçın, pembe pembe, Öfkeli öfkeli, gül
Gül kokuyorsun, nefes nefese”
Mesaj Tarihi: 08 Mayıs 2011, 00:08:01
Avatar Yok

*
Üye Grubu:Yeni Üye
Konum:
Kayit Tarihi: 31 Ekim 2010, 16:41:09
Mesaj Sayisi:1
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
İlk baş olarak gönülçelenin biticegine çok üzüldügü mü belirtmek istedim

Ben gönülçelenin ilk başlarda defalarca fragmanı döndü ama hiç izlemedim görüp kanal degiştirirdim sonra bir gece yarısı 8.bölümü izledim ve çok etkilenmiştim hasretin kıyafetine muratın bakışları falan çok etkilendim sonra oo mahallenin içindeki sıcaklıgını hissettim ve ben bu diziyi izlemeliyim dedim.VE araştırmaya koyuldum izlemedigim bölümleri izledim git gide kendimi dizinin içinde kaybettim o kadar candan ve semaptik oynuyolardı ki bütün oyuncular kapılammak elde degildi ben hiç bir zaman bir diziye bu akdar baglanmamıştım bazen kendime gülüyorum bu yüzden sen ve bir diziye baglanmak diye bazen üzülerek dizideki olayalra bazen sevinerek bu dizide 1 yıl geçti ve bir saniye bile pişman diyilim yine izlerim

ve büütn oyuncuları tebrik etmek istiyorum bana ve eminim ki bütün gönülçelen fanalrına dop dolu koca bir yıl yaşattılar inaşallah dizi bittikten sonra bütn oyuncuları bir arada tekrar göremesekte baaşrılı projelerde görürüz

bir de ben bu dizde diger dizilere göre ki farkıda bende çok büyük çünkü aşk ancak gözlerle bu akdar güzel anlatılır Tuba Büyüküstün ve Cansel Elçin gerçekten ahrika oyuncular ve diger oyuncularda GÜLNAZ,KOBRA,KADİR,BALÇİÇEK,KADRİYE TEYZE,NESRİN HANIM,ETHEM BABA HEPSİ VE SET ÇALIŞANLARI BİZE ÇOK KEYİFLİ BİR YIL YAŞATTILAR TEŞEKKÜRLER...

Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 08 Mayıs 2011, 00:32:28
Yorumcu
******
Üye Grubu:Çalışkan Üye
Cinsiyet: Bayan
Konum:
Kayit Tarihi: 01 Haziran 2010, 23:34:11
Mesaj Sayisi:274
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Sanat herzaman insanların duygularına yeni kapılar açmaya hizmet eden bir araç olmuştur. Özellikle de sanatın 7. Dalı olarak kabul edilen  sinema, ses ve renk  göreselliğine, hareket etmenini de ekleyerek, üç boyutlu olarak  gerçek yaşamı perdeye yansıtan  sonsuz bir hayal dünyasına açılan kapı olmuştur.
Günümüzde dizi filmleri ise,  belki de sinemanın bir alt dalı olarak kabul edebiliriz, üstelik işi daha kolaylaştırıp, hayal kapılarını ayağımıza kadar getirip, evimizde ekran başında, rahat koltuğumuzda otururken bize açmaktadır.
Son yıllarda, dizi sektöründe o kadar hızlı üretim ve tüketim oldu ki,  bunların hepsini  bırakın takip etmeyi farketmek bile imkansızlaştı. Üstelik bu hızlı tüketim alışkanlığıyla başetmek için sektör, adeta seri üretime geçerek, birbirinin aynı, fotokopi  türü üretime yöneldi. Tabii doğal olarak bu durum da, kaliteyi önemli ölçüde aşağı çekmeye başladı. Bir nevi el işçiliğinden, programlanmış makinalardan çıkan bir örnek fabrika işçiliğine geçiş gibi, insanda içine sinmeyen bir özensizlik duygusunu harekete geçirdi.
Dizi sektörü hakkında,  işte bu duygu ve düşünceler içindeyken, tanıştığım Gönülçelen, bende,  ücra bir köşede saklı kalmış, atadan kalma elişçiliğini devam ettirerek, az ama son derece kaliteli, özenli ve kendine has  eserler üreten bir zanaatkarla karşılaşmak gibi bir his uyandırdı.
Ana teması, mitolojiye dayanan Pygmalion’dan kaynaklı ve klasik bir filmden (My Fair Lady) uyarlanmış, günümüze adepte  masalsı, epik tadlar sunan bir drama. Drama diyorum, çünkü farklı hayatları, farklı tadları, farklı algıları, farklı duyguları anlatan, birbiri içinde harmanlayan, ince ince işleyip, özenle üreten bir duygular bütünlüğünü bizlere sundu....
İzlerken içinize işleyen, kapısı hep aralık tutulup sizi tüm duygularınızla  içeri davet eden ve koşulsuzca kabul edip, sarmalayan interaktif bir atmosfer barındıran bölümleri, ardı ardına sıralandıkça, sizin  de peşi sıra koşmaktan  kendinizi alıkoyamaz hale geldiğiniz, nazlı bir sevgili gibi oldu GÇ bizler için....
Dramalarda, izleyiciler, gülme, ağlama, korkma, endişe duyma ve üzülme gibi duygularla kuşatılarak, kendi içinde de bunların iç hesaplaşmasını yapar ve onların etkilerine göre de tepki verir.
 Genelde kopyala-yapıştır  türü üretilen, özellikle de infiale neden olabilecek duygusal dozu aşırıya kaçan drama tiplerinde, seyirci belki de ilkel tepki olarak bu sunumlara daha talepkar hale gelebilmektedir. Ancak, ne yazık ki bunlar sabun köpüğü gibi anlık görsel sunumlar olmaktan ileri gidememekte, yüzeysel olarak kalmaktadır.
 Ama GÇ,   bu tip beylik gösterilere gerek duymadan, yavaş yavaş etkisini  göstererek ilerledi. Sizi sarsmadan, kasmadan ama aynı zamanda size farkettirmeden... Her bölüm, bir sonrakine yer açarak, ama giderek gönlünüzde daha çok yer kaplayarak ilerledi.
Bu esnada, haftalar, aylar ve sonunda 1.5 yıl geride kaldı. Siz, duygusal yükün ağırlığı altında, sanatsal doygunluk yaşarken, aslında tabağınızdakileri de hızla tükettiğinizin farkına varamadan, ne kadar çabuk zamanın ilerlediğini bir anda görünce, gerçeklerle yüzleşme zamanınızın geldiğini de maalesef farketmiş oluyorsunuz....
Bu sitede vedalaşma zamanının geldiğini hatırlatan yazılar çıktığında, gözünüzün hiç doymadığı mükellef bir ziyafet masasındaki açgözlülükle, ne kadar çok yediğinizi  farketseniz de , içinizdeki daha fazla yeme isteğini çaresizlikle bastırmak zorunda kalışınıza hayıflanmaya başlıyorsunuz.
 Bazı arkadaşlarımın yaptığı gibi, aslında mutfakta ziyafet için hazırlanan malzemenin tükendiğini ve artık herkesin doyma vaktinin geldiğini bilseniz de acaba daha fazla yemek var mı, ziyafet uzar mı diye umut etmekten de vazgeçemiyorsunuz. Kısaca, bu enfes masayla vedalaşmak istemiyorsunuz.
Gönülçelen’de  her bölümde,  bize gerçekten bir türlü tadına doyamadığımız bu enfes ziyafeti sunan herkese sonsuz teşekkürler etmek istiyorum.  Nasıl ki, enfes bir pastadan bir dilim aldığınızda, içindeki herbir malzemenin tadını ayrı ayrı hissederseniz, GÇ’de de her bir karakterin ruhunuzda bıraktığı duygusal tadı da ayrı ayrı hissedebiliyorsunuz..  Başrolden, en küçük role kadar herkes bu ziyafete çeşni katıyor, birinin eksikliğini hemen hissediyorsunuz,  ağzınızın tadı kaçıyor ve bir an önce dahil olmasını arzu ediyorsunuz.
Masal anlatırken bizi uyutmadıkları için, oyunculuk adı altında her karede bize duygusal ve görsel  yönü çok yüksek sunumlar ortaya koydukları için, sanatsal ve toplumsal sorumluluklarını ve farkındalıklarını devamlı ön planda tuttukları için, rating kaygısına düşerek, kalitelerinden ve yola çıkma amaçlarından sapmadıkları için,  duygusal  geçişleri bize tam yansıtabilmek için,  canlandırdıkları karakterin kalıbına milimetrik olarak  sığarak, dışarı taşmadıkları için, her bir detayı incelikle düşünüp ekrana taşıdıkları için, kameralarını sanki bizim gözlerimiz gibi kullanarak, kendi gözümüzle  bakıyormuş gibi bireysel derinlikler ve yoğunluklar sağlayabildikleri için herkese sonsuz teşekkürler....
Masalsı aşk anlatılırken, aşkın duygusal anlatımında yakın çekimlerde özellikle başta Cansel Elçin  ve Tuba Büyüküstün’ün, kameranın kendilerine çok yaklaştığı ve adeta mercek altında kaldıkları o acımasız  anlarda, büründükleri karakterlerin realizasyonlarını falsosuz  olarak ekrana her seferinde başarıyla yansıttılar. Her mimik, her bakış ve her damla gözyaşı objektif altında eksiksiz canlandırıldı.
Piyanonun başına her  oturuşunda, Cansel Elçin, yıllardır bu işi yapan bir müzik hocası kimliğindeydi,  sesini geliştirmeye çalışan, detone olmamak için notalara hızla bakarak esere giriş  yapmaya çalışan Tuba Büyüküstün, Hasret karakteri adı altındaki bir şarkıcı adayıydı; aristokrat  Nesrin Hn.  ve Ethem Bey tiplemesiyle, Ayda aksel ve İlhan Şeşen o kadar gerçekçiydiler  ki neredeyse magazin dergilerindeki  cemiyet haberlerinde onları da gözleriniz arar oldu; Gülnaz, kobra, Balçiçek, Kadriye ,Cafer, Kadir mahallye gitseniz, kahvede oturur bulacağınızı düşünecek kadar doğal ve size yakındılar.
Tüm bunlar, sizin  gerçek dünyanızdan ekrana bakarken, orada da gerçek insanlar ve gerçek yaşamlar görmenizi sağladı. Ulaşamayacağınız ya da olmasını istemeyeceğiniz karakterler ve yaşamlarla muhattap olmak zorunda kalmadınız.  Sanki kamera stop dediğinde, tüm karakterler ekranın içinde bir yerde ya da  bulundukları mekanda yaşamaya devam ediyormuşçasına vurgulanan bir gerçeklikle bizlere sunuldu..

İşte bu yüzden belki de veda etmek zor geliyor. İnsanlar,  hayali olan kahramanlara, ütopik hikayelere ve  gerçeküstü aşklara zayıf zincirlerle bağlanırlar. Çünkü bilinçaltında, bunun asla olmadığı gerçeği hep yatar ve arkalarında bu hikayeleri kolaylıkla  bırakarak yollarına  devam edereler.   
Yüzyıllardır, sanatsal eserlerde insanları en çok etkileyenler, onlara en yakın olan, tutulabilir, ulaşılabilir eserler olmuştur.
 Kendilerinden, yakınlarından, hayattan, gerçeklerden ve naiflikten izler taşıyan hikayeler insanları kendisine daha güçlü zincirlerle bağlar.
 Çünkü, insan ruhunun asıl beslenme yapıları bu özelliklerdir. İçgüdüsel olarak onlara bağlanmak kaçınılmazdır.
 Bu nedenle GÇ’le vedalaşmak ta belki bizlere bu kadar zor geliyor.  Aşk, sevgi, kıskançlık, sanat, dostluk, insani değerlerin önemi, aile, vefa ve yaşam mücadelesi, son derece naif, mizahi ve realistik olarak, aşırıya kaçmadan bizlere aktarıldı.
 Bu kadar satır yazdığım halde, hala hoşçakal sözcüğünü yazmamak için lafı uzatmaya çalışmamda sanırım bu yüzden.
Gerçek olabilecek bir hikayeyi, gerçek olabilecek bir duyarlılıkta ve incelikte bize sunan; gerçek aşk ve duygusal etkileşimin etkilerini yine büyük bir gerçeklikle ortaya koyan; gerçek sanatçıların gerçeküstü olabilecek kalitedeki eserleriyle ruhumuzu, kulaklarımızı ve gözlerimizi gerçek bir sanatsal şölene boğan ve bize gerçek sanatçıları ve yapımcıları izleme imkanı veren Gönülçelen’e hoşçakal demeden önce en derin teşekkür ve şükranlarımı sunarak, emeği geçen herkesin tüm hayatlarında hoşluklarla kalmalarını diliyorum.



« Son Düzenleme: 22 Mayıs 2011, 21:31:37 Gönderen: amada » Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 08 Mayıs 2011, 19:49:56
*
Üye Grubu:Yeni Üye
Cinsiyet: Bayan
Konum: Kocaeli
Kayit Tarihi: 08 Mayıs 2011, 18:54:29
Mesaj Sayisi:8
Kisisel Mesaj: Varmı Ondan Öte..Cansel Elçin <3 <3
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Gönülçelenle güzel günlerimiz geçti..Güldük,ağladık,kızdık bazen hüzünlendik...Beklemediğimiz durumlarla karşılaştık...Ama hiçbirzaman sevmekten vazgeçmedik vazgeçemazdikte..Oyuncuların performansına hayran kaldık..Onları sevdik..Ödüllendirdik.Hayatımda en çok sevdiğim izlediğim dizi haline gelmişti Gönülçelen :'S.Artık öncedeki diziler gönülçelenin yanında halt etmiş gibi şeyler söylemek geliyordu içimden :) Tabi dizimizde sorunlar yaşandı,Leventin Hasreti sevmesi gibi..Bu duruma çok itiraz ettik...Ame ne olursunuz Dizimiz bitince oyuncularımızın arkasında olalım... :)

« Son Düzenleme: 08 Mayıs 2011, 19:51:43 Gönderen: EfsaneCanselElçin » Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 09 Mayıs 2011, 16:36:35
******
Üye Grubu:V.İ.P Üye
Cinsiyet: Bayan
Konum: Hollanda
Kayit Tarihi: 10 Kasım 2010, 20:10:32
Mesaj Sayisi:4940
Kisisel Mesaj: ♥Emir Sarrafoglu (king)♥
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
çok guzel bolumler izledik hele 1.bolumden 16.bolume kadar harika bolumlerdi gulduk agladik uzulduk
1.bolumden 50.bolume kadar geldik neler yasandi o bolumlerde biri bitti diyeri basladi ama hep hasret murat aski gorduk gurur yapsalar bile  :D :D :D

bir bolumde muratin gururu basladiginda hasretinki bitiyor bir bolumde hasretinki basladiginda muratinki bitiyordu hasret ve murat yakinasmalarini hiç unutmadim surekli aralarinda bir yakinlasma birsyeler hisseteme vardi 1.bolumu dun gibi hatirliyorum

finaldede hasret ve murat askini gorursek eyer  final oldu diye hiç uzulmem çunku o guzel bolumler hep aklimda kalacak
 

herkese tesekkurler................... :)...... :)........

Kayıtlı
♥♥♥♥♥♥UYUMUN ADI♥♥♥♥♥♥
Mesaj Tarihi: 09 Mayıs 2011, 17:47:58
Avatar Yok

*
Üye Grubu:Yeni Üye
Konum:
Kayit Tarihi: 12 Temmuz 2010, 10:12:04
Mesaj Sayisi:1
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
şuanda yazmak isteğidiğim o kadar çok şey var ki... ama hiç birinin tarifi yok... tek tasvir edebildiklerim şunlar: hayatımın en güzel geçtiği 2 yıldı bu.. acı, tatlı, bazen hüngür hüngür ağlama sesleri, bazen müthiş dercede kahkaha sesleri... hayatıma iyi ki girmişsiniz.. sizi hatırlıyor olmak çok güzel de bir de hatırlanmak arzusu var bende.. umarım bu yazıyı okursunuz ve beni unutmazsınız... hayatınızda dilemediğiniz kadar başarılar diliyorum sizlere.. çünkü siz her şeyin en iyisine layıksınız.. bilemiyorum ne kadar doğru bu yaptığım ama ben sizi gerçekten yaşıyorum.. ben ben olmaktan çıktım artık siz oldum.. kendi dertlerimi unuttum siz oldum..sizleri çok seviyorum.. her şey gönlünüzce olsun :) sevgiler...

BURCU ARIKAN/milas-muğla

Kayıtlı
Mesaj Tarihi: 09 Mayıs 2011, 19:20:35
**
Üye Grubu:Hızlı Üye
Cinsiyet: Bayan
Konum:
Kayit Tarihi: 02 Kasım 2010, 17:58:16
Mesaj Sayisi:152
Ynt: Gönlümüzü Çelen'e Veda Mektubunuz~Your Farewell Letters to Gonulcelen
Yaklaşık 1,5 sene önce hayatımıza giren ve tam anlamıyla hayatımın merkezi olan bu diziyi izlemek büyük bir mutluluk benim için...
Bu diziyi adeta yaşamımızın en önemli parçası haline getirerek işimizden gelince koşturarak forumlara girdik, her gün internet sitelerinde dizimizle ilgili bir haber çıkar mı ki diye bekledik,güldük ,eğlendik, yeri geldi kızdık bu aşkı görebilmek için hasret ve muratla birlikte pek çok engelle karşılaştık ama hiç bıkmadan izledik..Sırf bu temiz aşkı izleyebilmek için bekledik ve biz bu diziyi gerçekten çok sevdik..Şimdi bu kadar bağlandığımız bir yapıma veda etmek, biz sevenler için çok zor çok üzücü ancak biz gönlü çelinenlerde bu güzel diziyi izleminin gururu da hakim..
Bana böylesine güzel,duyarlı,insani değerlere önem veren  ve bu masalsı aşkı masalsı olduğu kadar gerçekçi bir biçimde bizlere yansıtan  başta sevgili Cansel Elçin ve Tuba Büyüküstün olmak üzere tüm değerli oyuncularımıza ve emeğe geçenlere teşekkürler ediyorum..



Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 ... 7
Cevap Yaz
  Display Options  
Gitmek Istediginiz Yer:
   
Bu Bölümdeki Aktif Kullanicilar:
0 Üye ve 1 Ziyaretçi bölümü incelemekte.
filozof  
Konu Ikonlari:
İletinizin bulunduğu konu
Normal Konu
Beğenilen konu (15'dan fazla mesaj içermekte)
Çok beğenilen konu (25'den fazla mesaj içermekte)
Kilitli Konu
Sabit Konu
Anket


 
  Yeni Mesaj Var Yeni Mesaj Var   Yeni Mesaj Yok Yeni Mesaj Yok   Forum Kilitli Forum Kilitli