Gülşenim,
Güzel bir işe daha imzanı atmışsın..
Bu sayfalara da çok kaliteli yorumlar yazılacağı kesin.
Ben öncelikle Gönülçelen'in üzerimdeki etkilerinden bahsetmek istiyorum.
Bu siteye yazmaya başlayalı neredeyse 11 ay olmuş. O zamanlar yazmıştım aslında kendi hikayemi ama sanırım tekrarlamaktan zarar gelmez.
Dizi seyreden bir insandım ama hiçbir diziye çok fazla bağlanmazdım. Yani o gün bir işim varsa diziyi izlemeyiverirdim olur biterdi.
Sonuçta tekrarlarından da izlenebilirdi veya öyle uzun özetler veriliyordu ki zaten arada bölüm kaçırmanın bir zararı olmuyordu.
Bir Asi vardı beni çok etkileyen, videomu kurup kayıt yapma ve daha sonra 4-5 kez izleme gereği duyduğum.
Ama onda bile nette dolaşmak ve daha fazla bilgi edinmek gereksinimi duymamıştım.
Fragmanları dizi arkasında varsa izlerdim, sonra bir daha merak edip bakmazdım.
Dizilerin bölüm özetlerini ise ancak günlük gazetede görürsem okurdum.
Gönülçelen bu açıdan beni çok farklılaştırdı.
İlk bölümünü ne kadar heyecanla beklediğimi hatırlıyorum.
Zaten fragmanları (3 adet tanıtım fragmanı idi) videoya kaydetmiştim.
Bölümü de kaydettim ve daha ilk sahne ile beni aldı götürdü.
O sahneyi hepimiz hatırlıyoruz..Selin'in intihar sahnesi..
Allahım bu da ne demiştim. My Fair Lady'de böyle bir şey yoktu....

Sonra Roman mahallesi sahneleri başladı. O samimiyet, çekimlerin güzelliği, renklerin ahengi vurdu beni bir anda...
Oyuncuların hepsi birbirinden kaliteliydi..Ama genellikle böyle yeni başlayan dizilerin ilk bölümlerinde oyuncuların birbirlerine alışmaları zaman alır...İlk bölüm bunu izleyici farkeder...Yabancılık hissi, role tam oturmamışlık, partnerlerle bir uyumsuzluk...
Burada öyle bir şey yoktu.
Sevgili Tuba ile Cansel'in sahneleri başlayınca bu daha da belirginleşti. Sanki yıllardır birlikte oynamışlar gibi birbirlerini tamamlıyorlardı. Öylesine güzel bir uyumduki bu..
Biz dizinin izlenip izlenmeyeceği ile ilgili ilk notu ben ilk bölümde veririm genelde...
Bazen 40 ve hatta 50.bölümde bıraktığım diziler de olmuştur ama sonuçta ilk bölüm bir yerde karar anıdır benim için.
Gönülçelen de o kararı daha ilk sahnede vermiştim aslında. Dilşad Çelebi ile Cansel Elçin'in o harika oyunları ile..
Sonra diğer oyuncuların sahne almasıyla hiçbir uyumsuzluk olmadığı tam tersi olarak her bir karakterin birbirini adeta tamamladığını farkettim.
Kadriye teyzeme bittim o gelinlik provasında. Balçiçek Hasret ile olan ilk dalaşında fethetti kalbimi..
Daha sonra oyunculara da tek tek değinirim ama Levent karakterinin şakacılığına, Cihan'ın delikanlılığına ve Hasret'e sahip çıkışına, Murat'ın melankolisine, Hasret'in o cazgır cesaretine ve rengarenkliğine, Balçiçeğin kavgacılığına, Kobra'nın daha ilk bölüm kendisini belli eden fırsatçılığına, Ethem Beyin çapkınlıklarına, Nesrin Hanım'ın hanımefendiliğine, Nakiye'nin evin hem kızı hem kahyası tavırlarına ve henüz dizideki rolünü bilemediğimiz gizemli kadın Saime'nin güzelliğine vurulmuştum.
Gecenin 11'inde, reklamsız yayınlanan o ilk bölümü bir solukta izleyivermiştim.
Allahtan video kaydı vardı ve ben bu sayede ilk kez bir diziyi ertesi sabah bir kez daha izleme gereksinimimi karşılayabildim.
Bu gelenek daha sonra da devam etti. Her Cuma yeni bölüm. Cumartesi sabahı işe gitmeden önce hızlı bir tekrar..
Cumartesi akşamı eve dönünce 3.tekrar..Hafta arası ise fırsat buldukça tekrarlara devam.
Bölümleri 10-15 defa izlemişimdir herhalde...
Sonra diziyi izlemek yetmedi. Acaba nette neler var diye merak ile Google'dan Gönülçelen aramaya başladım.
İlk başlarda hep Teoman'ın şarkısı ile ilgili bilgiler çıkıyordu.
Ama bölümler ilerledikçe bu şarkının gerilerde kaldığı, fragmanlar, özetler ve yorumların arttığını gördüm.
Gönülçelen hakkında insanlar neler düşünüyorlar diye merak başladı.
Farklı siteler keşfettim. Derken bu siteyi buldum. Önce izledim yorumları sonra çok güzel bir bölüm sonrası dayanamadım ve nick alarak ben de yazmaya başladım.
Şaka maka 11 ay olmuş. 3000'e yakın yorum yazmışım.
Fragman takibi, Özet yorumu derken senaryo yazmaya da el attım bir aralar..
Son olarak klip yapmayı öğrendim...
İlklerimin dizisi oldu Gönülçelen...
Bu bölüme ilk yorumum da bayağı uzun olmuş bu arada..
Zaten ilginçtir konu Gönülçelen olunca bana klavye bile yetişemiyor.
Yazıya ne zaman başladım bilemiyorum..Sözcükler sanki beynimden parmak uçlarıma akıveriyor ve ekranda düşüncelerimi anında görüyorum..
Neyse şimdilik bu kadar..
Fırsat bulunca ikinci sezonumuzu, senaristlerimizi, yönetmenimizi ve oyuncularımızı da ayrı ayrı yorumlayacağım...